7 Aralık 2013 Cumartesi

BELİRSİZLİK...

Belirsizlik

Tae Yang yüzünde gamzelerini ortaya çıkaran bir tebessümle arkadaşlarını izliyordu. Rangerdan yükselen çığlıklar ve lunaparkın o kendine özgü müzikleri kulaklarını rahatsız ediyordu ama o bu durumdan şikayetçi değildi. Kendisi bu tür şeylere binmese bile arkadaşlarının mutluluğu onu da mutlu ediyordu. Bakmaktan sıkılınca gözlerini diğer oyuncuklarda gezdirdi. Aksiyonsuz olan atlı karınca, dönme dolap, çarpışan arabaları görünce gözlerinin içi de gülmeye başladı. İlerde bir gün ama mutlaka bir gün Kyu Bin ile bu oyuncaklara bineceğim dedi kendi kendine. Sonra da Kyu Bin ile lunapark hayallerine başlayıp hayatına reklam arası verdi. 

Atlı karıncada aynı filmlerdeki gibi birbirlerine gülümseyip elele tutuştuklarını, dönme dolapta gecenin karanlığında git gide küçülen insanları onun omzunda izlediğini ve Kyu Bin in o muhteşem gülümsemesi ile eriyip gittiğini hayal etti Tae Yang. Hayal etmeye devam ettikçe de bir o hayalden bir o hayale atlamaya başladı düşünceleri ve reklam arası uzamaya başladı. 

Min Ah, Tae Yang a indiklerinden beri sesleniyordu ama Tae Yang onları duymuyordu. Min Ah " Yine reklam arasına girmiş bizim kız. Ah şu Kyu Bin ah" dedi Shin Hye ye. Shin Hye de gözlerini devirerek onayladı Min Ah ı. 

Shin Hye omzundan vurarak hayal dünyasından çıkardı Tae Yang ı. 

"Hadi bizim hayalci kızımız gitme vakti" dedi.

"Oldu o zaman sizi adrenalin manyağı arkadaşlarım" dedi Tae Yang da. 

Üç kız kakari kikiri modunda lunaparktan çıkmaya başladılar. Onlara doğru gelen felaketi biliyor olsalar belki daha az gülerlerdi yada gözlerini kapatarak geçerlerdi. Ama artık çok geçti olan olmuştu. Uzaktan kızların kahkahalarını duyan Kyu Bin, kızların yanına gitti. 

"Ooo yine çok eğleniyorsunuz muhteşem üçlü" dedi Kyu Bin.

Arkadaşları ile gülerken bir anda karşısına çıkan muhteşem gülümsemeli Kyu Bin i gören Tae Yang kalp krizi geçirecekti az kalsın. Mutluluktan gözlerinin ışığı parlamaya başlamıştı ki Kyu Bin in elinin bir kızın elinde olduğunu görünce gözlerinin ışığı söndü ve bakışları ellerinde takılı kaldı.

Kyu Bin bakışlarının takılı kaldığını fark edince " Tanıştırayım sevgilim Song Hye Kyo" diyerek durumu izah etti.

Gözleri dolmaya başlayan Tae Yang güçlü durmaya çalışarak gülümsedi ve "Hayırlı olsun. Biz de tam gidiyorduk. Hadi size iyi eğlenceler" dedi.

Diğer kızlarda iyi dileklerini iletti ve şaşkınlık içinde lunaparktan uzaklaştılar. Yolda hiç biri birşey diyemedi Tae Yang a. Ne üzülme diyebildiler ne de sen daha iyilerine layıksın diyebildiler. Sadece kendini toplaması için zaman verdiler Tae Yang a.

Tae Yang odasına kendini kapattı ve bir süre boş boş etrafa bakındı sadece. Olaylar aklına gelmeye başladıkça birkaç gözyaşı akmaya başladı gözlerinden. Benim sevgilim dediği sahneyi tekrar tekrar hatırlayınca birkaç damla ile başlayan gözyaşları sel olmaya başladı.

Sonra bir anda gülmeye başladı Tae Yang. Delirmişcesine kahkahalarla gülmeye başladı. Kahkahalarla gülmeyi de bırakınca sessizce düşünmeye başladı. Nasıl aşık olduğunu düşündü.


İlk başlarda Kyu Bin i uzaktan izleme ile başlamıştı ve içinde büyük bir onu tanıma isteği oluşmuştu. Onunla konuşup arkadaş olmak istiyordu ama ne zaman Kyu Bin i görse o şen şakrak kız gidip sert bir kız oluveriyordu. Konuşma fırsatı bulduğu zamanlarda da ne diyeceğini bilemeden saçmalıyordu. 

Kyu Bin e  bir adım bile yaklaşamaması takıntı haline getirmişti Kyu Bini. Artık sınıfta sokakta kantinde her yerde onu arıyordu gözleri. Onu izlerken gözleri buluşunca da gözlerini çeviriyordu her seferinde. Böyle olaylar devam ettikçe takıntı olan Kyu Bin, o çok nefret ettiği platonik aşk oldu Tae Yang için. 

Bu platoniklik işi hem mutlu ediyordu Tae Yang ı hem de üzüyordu. İplerin kendi elinde olması mutlu ediyordu Tae Yang ı ama aynı zamanda bu belirsizlik öldürüyordu genç kızı. Sevip sevmediğini bile bilmediği birine bu kadar bağlanmak sinir bozucuydu. Her gün beni seviyor mu, benim ondan hoşlandığımın farkında mı gibi düşüncelerle uykuları zehir oluyordu. Bu düşünceler onu rahatsız ettikçe daha da kötü davranıyordu Kyu Bin e ve sonra pişman oluyordu bundan. 

Böyle bir kısır döngü içinde günleri geçmişti genç kızın. Ama şimdi bu kısır döngü kırılmıştı. İyi yada kötü bir şekilde bu hortum gibi döngüden kurtulmuştu genç kız. Artık her gece yatarken farkında mı değil mi diye düşünmesine gerek yoktu. Onu görünce belli etmemek için çabalamasına gerek yoktu. Artık özgürdü!! Kalbini zincirleyen bu platonik aşktan kurtulmuştu. Odası daha güzel göründü kendine. Sonra ayağa kalktı ve aynada kendine baktı. Gözleri şiş Tae Yang bile daha güzel göründü kendine. Camı açıp derin bir nefes aldı gülerek ve kendi kendine" hayat güzel" diye mırıldandı Tae Yang.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder