>>BAY ODUN<<
Karakterler: Song Bada, Lee min seo, Ha ni
" Min seo kaldır o koca poponu "
Yine mi sabah ve annem? Hem benim popom büyük değil
ki. Değil dimi? Yoksa büyük mü?
" Kime diyorum kızım hadi ilk günden geç kalacaksın "
Yorganı üstümden attım ve suratımda acıların çocuğu bakışlarıyla boynumu büküp anneme baktım.
"Anne benim popom büyük değil. Hem ben uyumak istiyorum " ellerimi birbirine kenetleyip yatağımın üstünde diz çöktüm "Anne nolur nolur yalvarıyorum sana "
"aisshh Min seo büyü artık ilk okuldan beri hep aynı taktik! Format at kendine. Hadi bir daha kalk dersem senin için kötü olur "
Zalim annem ya. Bir kere de işe yarasa şu taktik dişimi kıracağım.
Istemeye istemeye kalktım ve hazırlanmaya başladım. Siyah dar paça kotumu ve beyaz ip askılımı giymiştim. Ama sanki biraz popom büyük mü durdu ne? Yok yok büyük değil Min seo sadece sexy. Evet evet gayet sexy.
Yine başladı bu işkence. Kabus geri döndü. Tek umudum bu yıl son sınıf olmam. Bi mezun olayım şu psikolojiden daha da uğramam okula filan.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bugünlük kabus bitti. Başlamak bir işin yarısıysa bu yılı yarılamış oluyorum. Geriye kaldı diğer yarı. Dayanabilirsin kızım. Aja aja fighting !!
Yine Ha ni nin yanına geldim. Ha ni çocuk esirgeme yurdunda kalan 3 yaşında bir kız çocuğu. Onu ilk gördüğüm günü hatırlıyorum da 2 yaşında ya vardı ya yoktu kırmızı çiçekli elbisesiyle çok güzel duruyordu bir o kadar da yalnız. O kadar çocuğun içinde en yalnızları oydu sanki. Içimden o bunu hak etmiyor dedim.
O günden beri her gün onun yalnızlığını doldurmaya çalışıyorum.
Evlendiğim zaman onu evlatlık alacağım. Tabi bunun için bir damat adayı bulmam gerek, aşık olmam gerek. Zaten aşk dediğin nedir ki ? Karşındakine baktığında bundan iyi çocuk yaparım diye düşünmek değil midir ? Heralde bende bulurum iyi çocuk yapabileceğim kişiyi.
"Ha ni seni çok özledim "
"Bende seni unni"
Kollarımın arasındaki kıvırcık saçlı küçük kıza baktım. Lunaparka giden bir çocuk kadar mutlu görünüyordu.
Boynumu sıkan kollarını gevşettikten sonra "Unni seni biriyle tanıştırmalıyım " diyerek beni çekiştirmeye başladı.
Bu kadar heyecanlı olduğuna göre önemli biriyle tanışacağım galiba.
"Unni bu Bada , oppa bu da Min seo "
Bada ya baktığımda kendimi Kim Hyun Joong a bakıyormuş gibi hissettim. Bir insan bu kadar mı benzer. Aynı kahverengi gözler, aynı sempatik gülüş, aynı dudaklar. Bir dakika dudakları mı kıpırdıyor onun ? Off yine daldın gittin Min seo. Acaba ne dedi? Heralde içinden kıza bak et görmüş köpek gibi bakıyordur diyordur. Birazdan salyamı silmem için peçete uzatırsa hiç şaşırmam. Ha ni nin beni çekiştirmesiyle tamamen kendime geldim.
"Bada oppa Kim Hyun Joong a çok benziyor değil mi unni? "
Tam ağzımı açıp birşeyler söyleyecektim ki Bada benden önce davrandı.
"Kim Hyun Joong mu ben mi benzemek mi ? Hah o benim tırnağım bile olamaz "
Bu çocuğun akıl sağlığı yerinde mi acaba? Sen kim oluyorsun da benim oppamı küçümsüyorsun be?
"Hey bay odun! Egosu IQ sundan yüksek olan insan "
sözümü keserek "Şşştt lütfen sakin olalım. Çocuğun yanında hakaret etmek çocuğun psikolojisini bozar " dedi.
"Ben Ha ni nin psikolojisini bozmuyorum aksine kelime dağarcığını genişletiyorum. Hem çocukların yanında ukalaca hareketler edilmez bay odun. Bu tarz hareketler onların ukalalığı davranış modeli olarak benimsemesine neden olur. "
Aferin Min seo arada ders dinlemek iyi bir şey.
"Hmm etkileyici lakin bu tarz davranışlar aynı zamanda onların kendilerine olan güvenlerini de arttırır "
"Unni oppa niye böyle yapıyoyşunuz? Siz böyle yapaysanız ben çok üzülüyüm"
Dudağını büzmüş üzgün bakışlı Ha ni yi görünce uzlaşmaya gittim. Bir odunla olabildiğince güzel vakit geçirdim.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bir okul günü pardon bir kabus daha. Hye mi den aldığım haberlere göre bu yıl çocuk psikolojisi dersimize genç, bekar ve süper ötesi yakışıklı bir öğretmen girecekmiş. Sanki bu özelliklere sahip olması onun öğretmen olduğu gerçeğini değiştiriyor da. Öğretmen her yerde her zaman öğretmendir işte.
Ve işte o an çocuk psikolojisi dersi. Tüm kızlar en sexy halleriyle öğretmeni bekliyor. Gözlerimi devirerek onlara baktım ne kadar da aşağılık görünüyorlar. Keşke kantinden 10 paket peçete alsaydım. Bunların salyalarına anca yeter.
Kapının kolu hafifçe çevrildi. Tüm herkes nefesini tutarak kapıya bakıyordu. Bir basket maçının kazananı belirleyecek son baskete bakar gibi. Bende ortama uyum sağlayarak nefesimi tuttum. Kapı açıldığında en çok şoka uğrayan bendim galiba.
Bu Song Bada namıdeğer bay odun değil miydi?
Istemsiz olarak dudaklarımdan zekice " huh " sözcüğü döküldü. Bu zekice sözümün ardından o da bana baktı. Hemen kendimi sıraya kapadım umarım benim olduğumu anlamamıştır.
Min seo bittin kızım sen. Şimdi tanımasa bile bir gün mutlaka tanıyacak kendine bay odun ve egosu IQ sundan yüksek insan diyen kişiyi.
Dudaklarımı kemirerek ne yapmam gerektiğini düşündüm. En iyi çözüm derslerde kafamı sıraya kapamak. Evet evet Min seo harika mısın nesin kızım bu fikir mükemmel ötesi.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
2 hafta geçti ve galiba o beni hatırlamadı. Oh be içimin olmayan yağları eridi. Derslerde hep sırama kapanıyordum hatırlamaz tabi.
Her gün Ha ni nin yanına gitmeye devam ediyordum. Ha ni den öğrendiğime göre Bada da ben gibi Ha ni buraya geldiğinden beri her gün onu ziyaret ediyormuş.
Bir okul çıkışı yine Ha ni nin yanındaydım. Ha ni bir anda bana bir sır verecekmiş gibi eğildi.
"Unni oppam seni örnek almamamı söyledi. "
"Nedenmiş o ? "
"Çünkü eğer seni örnek alırsam tembel uykucu bir öğrenci olurmuşum"
"Git o oppana söyle eğer öğretmenim sıkıcı ders anlatmasaydı bende uyumazdım"
Dank! Dank! Dank! O beni hatırladı mı? Ama nasıl? O kadar da tedbir almıştım oysa ki. Oduna bak ya.
Kızım Min seo okuldan mezun olma hayalini unut.
Artık derslerinde uyumuyordum. Kafam dik pür dikkat dersi dinliyordum. Her hangi bir öğretmenmiş gibi dinlemeye çalışıyordum ama olmuyordu. Gözlerimden her an bir ejderha fırlayacakmış gibi bakıyordum.
Bir gün Ha ni nin yanına gittiğimde o da oradaydı. Korkmadım desem yalan olur fare görmüş fil gibi yanlarına gittim. Ha ni hemen boynuma atlayarak
"Unni neyde kaldın! " dedi.
"Çok mu beklettim seni ? "
"Beni değil oppayı çok beklettin. "
Bu sözün ardından soran gözlerle ona döndüm.
Kafasını kaşıyarak "Hmm... Şey... Senden birşey isteyebilir miyim ? Ha ni yi lunaparka götürmek istiyorum ama tek olunca izin vermiyorlar. Benim sevgilimmiş gibi davranır mısın Ha ni için ? "
Bunları söylerken o kadar sevimliydi ki gülmemek için dudaklarımı dişledim. Ha ni için olmasa bile gözlerine bakınca kesin kabul ederdim.
"Peki Bay Song "
Bay odundan Bay Song a geçiş. Vay be Min seo. Galiba bu durumu o da fark etti hafifçe gülümsedi.
"Okul çıkışlarında resmiyeti pek sevmem. Bana Bada diyebilirsin "
Üçümüz birlikte lunaparkta çılgınlar gibi eğlendik. Atlı karınca, çarpışan arabalar hepsi de ayrı bir süperdi. Ha ni sürekli bize keşke siz benim anne ve babam olsanız deyip duruyordu. Bada ve ben bu sözlere sadece gülüyorduk. Ne sÖyleyebilirdik ki ?
Lunapark dönüşü Ha ni yi yurda bırakırken görevli bizimle konuşmak istediğini söyledi.
"Siz ikiniz madem bir çiftsiniz neden Ha ni yi aynı saatlerde görmeye gelmiyorsunuz? Anladığım kadarıyla onu evlatlık edinmek istiyorsunuz. Ha ni nin bu duruma alışması için sizi birlikte görmeli anne baba gibi. O yüzden aynı saatler içinde gelin bundan sonra "
Bu ne bir soruydu ne de bir uyarı. Bu kadın resmen bize emir vermişti. Kadına bağırmak istiyordum. Sen kim oluyorsun da bize karışıyorsun diye ama Bada nın "Peki efendim " diyen sesiyle sinirim tavan yaptı.
Ejderha bakışlarımı ona yönelterek "Nasıl kabul edersin? " dedim. Beni kolumdan tutarak çekiştirmeye başladı.
"Hayatım hadi dışarı çıkalım temiz havaya ihtiyacım var "
Bu adam gerçekten ama gerçekten psikopat. Derin derin nefesler alıp kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Dışarı çıktığımızda işaret parmağını bana uzatarak bana bağırmaya başladı.
"Sen... Sen az kalsın herşeyi bozuyordun. Eğer gerçekten bir çift olmadığımızı anlarlarsa ne olur biliyor musun? Ha ni yi bir daha göremeyiz sen bunu mu istiyorsun? "
Ben bunun altında kalmazdım ve kalmadım.
"Tabiki Ha ni yi görmek istiyorum ama senin şu lanet suratını görmek istemiyorum "
"Bende senin ama mecburuz anla artık ayrıca bu 3 oldu lanet ha "
"Hmm şey okul dışında resmiyete gerek yok ya öyle ağzımdan bir anda çıkıverdi. " en masum halimle gözlerine bakıyordum.
"Peki öyle olsun bakalım "
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
YAZARIN AĞZINDAN
Her gün bu süper ikili Ha ni yi görmeye gidiyordu gerçek bir çift gibi. Min seo nun arada bir kafası karışıyordu okulda Bay Song, Ha ni nin yanında Bada demekten ama yinede onların aşkından kimse şüphe duymuyordu. Onlar için sözler değil gözler önemliydi ki Bada ve Min seo nun gözlerine bakan herkes gerçek aşkı görebilirdi. Kendilerine bile itiraf edemeseler de aşıklardı işte.
Bada reddedilmekten korkuyordu ama bunu yapmalıydı. Reddedilmek korkutucuydu lakin keşke demek daha ürkütücüydü. Ilerde bir gün keşke denemek için duygularını Min seo ya itiraf etmeliydi. Bu itirafı mezuniyet günü yani aralarındaki resmiyetin bittiği gün yapmaya karar verdi.
Mezuniyet günü herşey hazırdı. Son kez peri gibi duran Min seo ya uzaktan baktı. Çekingen olduğu kadar cesur adımlarla genç kızın yanına gitti. Genç kızı dansa davet etti. Genç kız çok şaşırmıştı ama yinede dudaklarından peki sözcüğü döküldü. Genç adam elini genç kızın beline dolamış gözlerine bakıyordu. Galiba artık zamanı gelmişti. Nazik bir şekilde boğazını temizleyerek
"Min seo seni seviyorum. Benimle evlenip Ha ni ye kardeş yapar mısın ? "
Heyecandan tutulan genç kız ne yapacağını bilemedi. Bada ona böyle bakarken ve bunları söylerken aklı nasıl çalışabilirdi ki?
Genç adam korkuyla "Yoksa bu hayır mı demek oluyor? " dedi. Genç kız bunun üstüne gülümsedi ve genç adamı öperek cevabını verdi.
Genç kız kendinin taştan şaheser çıkaran bir heykeltıraş olduğunu düşünüyordu. Ne de olsa o da bir odundan romantik, sevimli bir baba yapmıştı.